28-29 Eylül tarihlerinde Londra’da katıldığım Whisky Show London 2019 sonrasında viski yolculuğuma İskoçya ile devam ettim. Yolculuğumun adresi İskoçya’nın 60’a yakın damıtımevine ev sahipliği yapan viski başkenti Speyside‘dı.

Toplamda 3 gün kaldığım Speyside bölgesinde hedefim 2 günde 6 damıtımevi gezmekti. 

Bu yazımda, viskinin başkenti Speyside’daki yolculuğum sırasında gezdiğim damıtımevlerinden bahsedeceğim ve İskoçya’ya benzer bir seyahat yapmayı düşünenler viski tutkunları için tavsiyelerimi paylaşacağım.


…ve Yolculuk Başlasın!

Londra’dan İskoçya’ya yolculuğu trenle yaptım. Uçakla gitmek efor açısında tabii ki çok daha kolay olsa da, tren yolculuğu sırasında dışarıyı izlemek ve İskoçya’nın inanılmaz doğasına tadını çıkarmanın da ayrı bir keyfi olduğunu belirtmeliyim. Ayrıca tren yolculuğu sırasında Whisky Show’da aldığım notları ve çektiğim fotoğrafları da düzenle fırsatı buldum.

Trenle öncelikle Londra’dan Edinburgh’a, oradan Aberdeen’e ve Aberdeen’den de son durağım olan Keith’e ulaştım. 

Vasıta konusunda işin ekonomik boyutuna gelirsek: Tabii ki herkesin bütçesi farklı bu nedenle bu kararı en iyi siz verebilirsiniz. Fakat biraz araştırarak ve farklı saat opsiyonlarını deneyerek tren biletlerini çok ucuza halledebilirsiz.

Konaklama

Speyside büyük bir bölge ve içerisinde birçok ufak kasaba bulunuyor. Keith, Dufftown, Aberlour ve Elgin öne çıkan kasabalar. Konaklamaya karar verirken gezeceğiniz damıtımevlerinin lokasyonlarına göz atmanızda fayda var. 

Ben tercihimi Keith’den yana kullandım. Keith kasabasının en önemli avantajı tren istasyonuna yakın olması. Burada da The Fife Arms otelinde konakladım.

Genel olarak The Fife Arms’dan memnun kaldığımı söyleyebilirim. Fiyat-performans açısından bence başarılı bir otel. Bölgede çok fazla alternatif olmadığını da düşündüğümüzde, otel konusunda beklentileri çok yüksek tutmamak gerekiyor.

Otel araştırırken bulduğum diğer alternatifler: Haughs, The Station Hotel, The Station Hotel, The Station Hotel, Hillside Havens. Biz göz atabilirsiniz.

Hangi Damıtımevlerini Gezmeli?

Yazımın başında da belirttiğim gibi Speyside bölgesinde yaklaşık 60 damıtımevi bulunuyor. Bu kadar çok seçenek varken ve ne yazık ki zaman/bütçe kısıtlı iken, damıtımevi konusunda doğru seçimler yapmak gerekiyor.

Hangi damıtımevlerine gideceğinize karar vermeye çalışırken, ilk düşünmeniz gereken şey hangi marka/markalara sempatiniz olduğudur. Sevdiğiniz ve keyifle içtiğiniz viskiyi üreten damıtımevini yerinde gezmek gerçekten çok keyifli oluyor! Çok aşina olmadığınız ama merak ettiğiniz damıtımevlerine gitmek de diğer bir seçenek.

Bu yazımda gezi notlarımla beraber, damıtımevinde yaptırılan turdan rehberin anlatımına, içerik zenginliğinden hediyelik eşya dükkanındaki ürünlere kadar farklı konularda da yorumlarımı paylaşacağım. Bu yorumlar size hangi damıtımevini gezmek isteyeceğinize dair bilgi verebilir. Fakat tabii ki son karar yine size kalacak…

Kişisel tercihlerinize ek olarak, damıtımevlerinin tur saatlerine ve müsaitlik durumlarına da mutlaka göz atmak gerekiyor. Özellikle belli dönemlerde yer bulmak pek kolay olmayabilir… 

Ufak bir tavsiye: Damıtımevlerine gittiğinizde kapıdan dönmek istemiyorsanız, tüm biletleri gidişiniz öncesinde internet üzerinden almanızı tavsiye ederim.

Ben tüm bu faktörleri göz önünde bulundurarak ve tabii ki bol miktarda araştırma ile aşağıdaki gibi bir plan çıkardım. 

Speyside damıtımevi tur planım, gün ve saat detaylarıyla aşağıdaki şekilde oldu:

  1. Gün
    • Aberlour – 10.00
    • Glenfiddich – 12.00
    • Cardhu – 16.00
  2. Gün
    • Speyside Cooperage – 09.00
    • Glenfarclas – 10.30
    • Macallan – 13.00
    • Strathisla – 16.00

Ziyaret ettiğim damıtımevleri, viski barları ve kaldığım oteli Google My Places uygulamasında işaretledim. (Haritaya buradan ulaşabilirsiniz)

Damıtımevleri Arası Ulaşım

Düzenlediğim viski tadımlarında Speyside’dan bahsederken bölgedeki damıtımevi bolluğunu vurgulamak için “Bir damıtımevinden çıkıp yan sokakta bulanan diğer damıtımevine girebilirseniz” gibi cümleler kullanıyorum. Tabii ki bu anlatımda ufak bir abartma söz konusu…

Her ne kadar Speyside’da bulunan birçok damıtımevi birbirine 20-25 dakika uzaklıkta bulunsa da bu mesafeleri yürümek pek mümkün değil. Buna ek olarak, sokaktan taksi bulmak neredeyse imkansız ve Uber gibi uygulamalar kullanmak da ne yazık ki çözüm sunmuyor. Bu nedenle gidişiniz öncesinde bir araç ayarlamanız şart!

Bunun için de ufak bir araştırma yapmanız gerekiyor. Özel taksi, tur firmaları, lüks araçlı turlar gibi opsiyonlar mevcut. Ben A2Z Taxis and Tours adlı bir firmayla ulaşımımı sağladım. Gidişim öncesinde birkaç yer ile yukarıdaki planı paylaştım ve ücret detayını netleştirdim.

Speyside viski yolcuğumu nasıl planladığımı anlattıktan sonra sıra geldi damıtımevi notlarıma…


Damıtımevi Notlarım

Bu yazımda gezdiğim damıtımevlerini size bir viski blogger’ı kadar, bir ziyaretçi gözüyle de anlatacağım. Burada da amacım sizlere genel bilgiler vermenin yanında, ilgili damıtımevlerine gitmeniz durumunda tam olarak neyle karşılaşacağınızı anlatmak ve benzer bir tur yapmayı planlıyorsanız biraz öngörü vermek.

1.Gün

Aberlour

Speyside bölgesinde gezdiğim ilk damıtımevi Aberlour oldu. James Fleming tarafından 1879’da kurulan damıtımevi, üretim hacmi olarak İskoçya’nın en en büyük tesislerinden biri (Yılda yaklaşık 3.5 milyon litre üretim hacmi).

Bölgeye adını veren Spey nehrine akan küçük Lour nehrinin kıyısında bulunan, çok güzel bir damıtımevi Aberlour. İçeri girer girmez sizi ağaçlar arasında, bol yeşillikli, nehrin huzur verici sesinin hakim olduğu bir damıtımevi karşılıyor.

Aberlour damıtımevi turundan çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Hem anlatım, hem de içerik olarak oldukça başarılıydı. Tabii ki Aberlour’un, Speyside bölgesinde en çok sempati duyduğum markalardan biri olması da, bu turdan keyif almamın en önemli nedenlerinden biri…

Aberlour damıtımevi turunda en çok ilgimi çeken detaylardan biri, damıtımevinin ilginç bir su temizleme alanını olması. Bu alanda damıtım sonrasında sıvıyı soğutmak için kullanılan su temizlenerek tekrar doğal kaynağına döndürülüyor. Temizleme işlemi, aşağıdaki karede gördüğünüz devasa ahşap tanklar içerisinde yapılıyor.

Tur sonrasında tadım odasına geçerek 4 farklı ekspresyon tattık.

Bunlar sırasıyla: Aberlour Casg Annamh, Aberlour 13 Single Cask Edition, Aberlour 14 Single Cask Edition ve Aberlour, A’Bunadh Batch No.63.

Birçok damıtımevinde standart turlarda markanın ana ekspresyonlarını tattırıyorlar. Aberlour’un bu konu oldukça bonkör davrandığını söyleyebiliriz… Özellikle Single Cask ve A’Bunadh Batch No.63 ekspresyonlarına bayıldım!


Glenfiddich

Aberlour sonrası durağım “Geyikler Vadisi” Glenfiddich oldu. Glenfiddich, Aberlour damıtımevinden yaklaşık 15 dakikalık bir uzaklıkta bulunuyor.

Glenfiddich daha görür görmez kendine hayran bırakan bir damıtımevi. Hemen girişteki yemyeşil çimenler, yanında küçük göleti andıran su kaynağı ve binalar… Fotoğraf için ideal!

Dünyanın en çok satan Single Maltlarından biri olan Glenfiddich, aynı zamanda dünyaya pazarlanan ilk malt viski olma özelliğini de taşıyor.

Genel olarak, Glenfiddich’te yaptığım turu çok keyifli bulduğumu söyleyebilirim. Turun detayı, verilen bilgiler ve rehberimizin anlatımı gerçekten başarılıydı. Glenfiddich’in bir aile firması olduğunun sürekli hissettirilmesi de diğer bir güzel detay.

Tur sırasında Glenfiddich ile ilgili daha önce herhangi bir kaynakta rastlamadığım ve bu nedenle de çok hoşuma giden ufak bir detay öğrendim.

İlk damıtma sorasında elde edilen yaklaşık %20 alkol derecesine sahip olan sıvı (bu sıvıya low wine diyoruz), 2. damıtım için 2 farklı boyuttaki imbiklere aktarılıyor. Farklı imbiklerde damıtılan sıvılar sonrasında harmanlanıyor. Bu metot markanın kurulduğu günden bu yana aynı şekilde uygulanıyormuş.

Glenfiddich’deki turda şişeleme aşamasını da görme şansım oldu. Bu aşama viski üretiminde çok önemli bir yer teşkil etmese de, üretim sürecini son aşamasına kadar görmek güzel oldu.

Son olarak, Glenfiddich damıtımevinin diğer bir başarılı olduğu tarafı ise hediyelik eşya dükkanı!

Benim gibi viski eşyaları (bardak, rozet, matara) koleksiyonu yapanlar için harika bir yer… Tur sonrasında uğradığım dükkandaki ürün çeşitliliği gerçekten çok iyiydi. Ürünlerin fiyat bakımından da makul olduğunu söyleyebilirim.

Diğer bir güzel detay ise, burada direkt fıçıdan kendi şişenizi doldurup, bu özel şişeyi satın alabiliyorsunuz.


Dufftown Kasabası

Glenfiddich turu sonrasında Cardhu turuna biraz vaktim vardı, bu nedenle Dufftown’da biraz vakit geçirdim. Dufftown oldukça küçük ama bir kadar da sempatik bir kasaba.

Burada yemek yiyebileceğiniz birkaç pub bulunuyor. Ben The Stuart Arms’da Haggis ve Hamburger yedim (Sadece Hamburger de yeterli olurmuş…). Özellikle Haggis çok güzeldi, tavsiye ederim.

Yemek sonrasında hemen yan binada bir vitrin dikkatimi çekti ve kendimi içeri attım. Burası Dufftown Whisky and Heritage Centre olarak geçiyor. Bir dernek/müze diyebileceğim mekanda eski viski kitapları, aksesuarları ve minyatürler vardı. Ne yazık ki hiç biri satılık değildi, fakat yine de göz atmak da oldukça keyifliydi.

Dufftown’da bir de viskili dondurma yapan ufak bir dükkan bulunuyor. Eğer soğuk havayı dert etmiyorsanız ve benim gibi soğuk algınlığınız yoksa Balvenie Single Malt Ice Cream deneyebilirisiniz.


Cardhu

İlk günün son durağı Cardhu damıtımevi oldu. Dufftown kasabasından yaklaşık 15 dakikalık bir yol sonrasında Cardhu’ya ulaştım.

Cardhu’ya gelir gelmez sizi Johnnie Walker logosunun olduğu bir tabela karşılıyor. Bunun nedeni, Cardhu’nun Johnnie Walker harmanlarının ana maltlarından biri olması ve damıtımevinde yapılan üretimin büyük bir kısmının Johnnie Walker’a gönderilmesi. Cardhu’nun, Walker ailesinin ilk satın aldığı damıtımevlerinden biri olduğunu belirteyim.

Cardhu için “Kadın eli değmiş” bir damıtımevi diyebiliriz. Çünkü Cardhu’nun kuruluş aşamasından işletmesine, Helen Cumming’in çok büyük emeği bulunuyor. Hatta kendisinden sonra da üvey kızı Elizabeth 17 yıllığına bu görevi devralmış.

Cardhu, genel olarak beyaz renkli binaları ve yemyeşil bir vadinin içerisinde bulunmasıyla dikkat çeken bir damıtımevi. Eğer erken giderseniz damıtımevinin hemen yanında yer alan çitli alana mutlaka gidin, çünkü burada İskoçya’ya dair en güzel şeylerden birini göreceksiniz, Highland Cow!

Damıtımevi turumuz kısa bir koku egzersiziyle başladı. Vanilya, kuru meyve, tahıl, çiçek ve taze meyve gibi kokuları tek tek koklayarak tahmin etmeye çalıştık. Egzersiz sonrasında üretim aşamalarına geçtik. Biraz ekibin az olması, biraz da tur rehberimizin ekstra motivasyonu sayesinde tüm sorulara çok detaylı yanıtlar alabildik. 

Cardhu damıtımevinde benim için en faydalı detay fıçıya girmemiş bir “New Make Spirit” tatmak oldu. Böylece Cardhu’nun damıtımevi karakterini, yani fıçı etkisi olmadan maltlama, fermantasyon ve damıtma aşamalarından gelen aromalarını net bir şekilde deneyimlemiş oldum.

Turun sonunda ise bizi bir kör tadım bekliyordu. 6 farklı viskiden 3’ünü tattık ve hangileri olduğunu tahmin etmeye çalıştık. Burada biraz zorlandığımı itiraf etmeliyim. Tüm gün süren yolculuk ve tadılan onlarca viski koku performansını etkilemiş olabilir. (Bahane hazır…)

Cardhu damıtımevinin en zayıf tarafı, ne yazık ki zayıf bir hediyelik eşya dükkanı olması. Fakat viski satın olmak isterseniz, sizi Cardhu’ya ek olarak onlarca farklı Diageo ekspresyonu bekliyor. Fiyatlar da hiç fena değil.


2.Gün

Speyside Cooperage

2. gün ilk durağımız dünyanın en önde gelen fıçı yapım atölyelerinden biri olan Speyside Cooperage oldu. Baştan söylemeliyim ki, Speyside turumda en çok hayranlık duyduğum yer burası oldu! Öyle ki 45 dakikalık tur neredeyse 5 dakika gibi hissettirdi.

Bu sene fıçı ve olgunlaşma konusu, en çok araştırdığım ve kafa yorduğum konulardan biri oldu. Araştırmalarım sonunda da “Viski & Olgunlaşma: Viski Üretiminde Fıçının Önemi” başlıklı yazımı yazmıştım. Bu nedenle Speyside Cooperage turumun benim için ne kadar heyecan verici olduğunu tahmin edebilirsiniz…

Speyside Cooperage’da, fıçı yapımını ilk aşamasından son aşamasına kadar, detaylı bir şekilde dinleyebiliyor ve izleyebiliyorsunuz. Fıçıların Cooperage’a gelişi, parçalara ayrılması, onarılması, parçaların tekrar bir araya getirilmesi, tahtaları bir arada tutan metal halkaların takılması, fıçıların içlerinin yakılması ve son olarak fıçıların kategorilere ayrılması… Tüm bu aşamaları tek bir noktandan izleyebiliyorsunuz.

Fıçı yapımı için tamamen geleneksel metotların kullanıldığı Speyside Cooperage’da her yıl yaklaşık 150,000 fıçı onarılıyor ve üretiliyormuş!

Speyside Cooperage’daki fıçı operasyonunun ne kadar büyük olduğunu merak ediyorsanız, aşağıdaki video size ufak bir fikir verebilir….

Speyside Cooperage turunuz sonrasında yukarıdaki videoda gördüğünüz fıçı dağlarına mutlaka göz atın! Tur rehberiniz zaten size söyleyecektir, fakat olur da unutursa buraya nasıl gideceğinizi mutlaka sorun. Turun yapıldığı yere arabayla yaklaşık 5 dakika uzaklıkta bulunuyor.

Speyside Cooperage, “Dünyanın En Hızlı Fıçı Yapma Rekorunu” da elinde bulunduruyor! Rekorun sahibi 3.03 dakikalık süresiyle fıçı ustası Dave McKenzie‘nin. (Detayları için buraya göz atabilirsiniz)


Glenfarclas

Speyside Cooperage’dan ayrılmak zor olsa da en çok merak ettiğim damıtımevlerinden biri olan Glenfarclas’a geç kalmamak için hızlıca yola çıktım. Yaklaşık bir 15 dakikalık yolculuk sonrasında Glenfarclas’a ulaştım.

Hakkında okuduğum onlarca yazı ve tattığım harika ekspresyonları ile Glenfarclas zaten takip ettiğim ve çok da merak ettiğim bir markaydı. Fakat damıtımevini gezdikten sonra, Glenfarclas en sevdiğim İskoç markalarından biri oldu diyebilirim!

Damıtımevinin bağımsız bir aile firması olması ve bunu da her bir detayıyla hissettirmesi bunun en önemli nedeni… Ek olarak, damıtımevinin muhteşem görüntüsü, birçok sürecin hala “old school” yöntemlerle yapılması ve tabii ki harika viskiler üretiyor olmaları da bu markaya büyük hayranlık duymak için yeterli…

Glenfarclas turunda yapılan anlatımı diğer damıtımevleriyle kıyasladığımda, üretim sürecine dair çok daha detaylı bilgiler paylaşıldığını söyleyebilirim. Bu da benim için Glenfarclas hanesine 1 puan daha demek…

Glenfarclas’ı diğer damıtımevlerinden ayıran birkaç özelliği bulunuyor.

  • Su kaynağı: Birçok damıtımevi su kaynağına çok yakın bulunurken, Glenfarclas bu konuda biraz şanssız. Glenfarclas, su kaynağını Ben Rinnes dağından süzülen kaynak sularından elde ediyor. Bu da su temini açısından risk teşkil ediyor. (2018 yılı diğer senelere kıyasla kurak bir yıl olduğu için 15 hafta üretim yapılamamış!)
  • Fermantasyon: Damıtımevinden 100 saatlik bir fermantasyon uygulanıyor. Bu uzunluk ortalamanın biraz üzerinde. 

  • Milling: Gezdiğim neredeyse tüm damıtımevlerinde “Milling” (Öğütme) aşamasında Porteus marka öğütme makinası kullanırken, Glenfarclas’ta İsviçre’den getirilen ve standartlara göre çok daha büyük olan özel bir makina kullanılıyor.

  • Damıtım: Damıtım işlemi birçok damıtımevinin aksine, imbiklerin eski usül şekilde direkt ateş ile ısıtılmasıyla yapılıyor.

Glenfarclas turu her damıtımevinde olduğu gibi tadımla sona erdi. Burada Glenfarclas 10 ve 15 ekspresyonlar tattık. Tadım kısmında biraz daha farklı ve damıtımevine özel şişelemeleri denemek güzel olurdu. Glenfarclas ile alakalı tek eleştirim bu olabilir. (Aberlour ve Cardhu turları tattırılan viskiler açısından çok başarılıydı).

Tadımın yapıldığı salon da oldukça etkileyiciydi. Salonun duvarını oluşturan ahşap panellerin tamamı S.S Empress Australia gemisinde alınmış!


Macallan

Sıra geldi çok merak edilen ve sosyal medyada hakkında en fazla soru aldığım damıtımevi turuna! Viski dünyasının en prestijli damıtımevlerinden biri olan Macallan…

Macallan, 2018 yılında eski damıtımevini kapatarak aynı arazide bulunan yeni binasına geçmişti ve bu haber çok uzun bir süre viski gündemini meşgul etmişti. Yeni damıtımevini gördüğümde yeni binanın neden bu kadar konuşulduğunu anlamış oldum…

Macallan, daha önce gezmiş olduğum tüm damıtımevlerinden oldukça farklı bir görüntüye ve ruha sahip… 

Rogers Stirk Harbour + Partners (RSHP) tarafından tasarlanan yeni damıtımevinin gerçekten harika bir mimarisi olduğunu söyleyebilirim! Damıtımevi adeta doğanın bir parçasıymış gibi konumlandırılmış. Bu nedenle de son derece modern bir görüntüye sahip olmasına rağmen vadinin dokusunu bozmamış.

Macallan damıtımevi, dışarıdan olduğu kadar içeriden de oldukça göz kamaştırıcı… İçeri girdiğim anda bir damıtımevinden daha çok sanki çok lüks bir otele ve ya havaalanına girmişim hissi uyandırdı. Diğer damıtımevlerindeki mütevazi karşılamanın yerini elinde tablet olan rehberler alıyor.

Sadece çatı kısmı için 380.000 ahşap parçanın kullanıldığı damıtımevinin inşaatı tam 3.5 yıl sürmüş ve tüm inşaat tam 140 Milyon £’a malolmuş.

Tur öncesinde, oldukça nadir bulunan Macallan şişelemelerinin bulunduğu müzeyi andıran harika bir bölüm bulunuyor. Burada fotoğraf çekmekten kendimi alamıyordum ki, rehberimizin çağrısı ile zor da olsa buradan ayrılabildim…

Damıtımevi için kısaca şunu söyleyebilirim ki, inanılmaz mimarisi, operasyonun büyüklüğü ve yepyeni ekipmanlarıyla yeni Macallan damıtımevi gerçekten çok etkileyici… Özellikle mimarisi kendine hayran bırakacak nitelikte!

Her ne kadar damıtımevi baştan aşağı yenilenmiş olsa da, eskisine kıyasla Macallan’ın üretim süreçlerinde bir farklılık bulunmuyor. “Curiously small stills” ünvanına sahip ufak imbikler yeni damıtımevinde de konumlandırılmış. Buna ek olarak, Macallan’ı birçok damıtımevinden ayıran fıçı operasyonu aynı özenle devam ediyor.

Damıtımevinde yapılan tur, anlatım ve içerik olarak oldukça zengindi. Özellikle fıçı operasyonunun anlatımını gerçekten çok ciddiye almışlar. Meşenin fıçıya dönüşümüyle ilgili harika bir film gösterimi yapıldı. Farklı duyulara da hitap eden bu filmde olgunlaşma aşamasına dair birçok detay anlatıldı.

Burada en çok hoşuma giden kısım ise farklı fıçıların gösterimi oldu. Bu kısımda içlerinden Bourbon ve Şeri bekletilmiş farklı boyutlarda Amerikan ve Avrupa meşe fıçılarını koklama şansım oldu.

Tadım kısımda ise, yeni imbiklerden çıkan %67,5 alkol derecesine sahip new-make (fıçıya girmemiş) tatmak ve damıtımevinin karakteri net bir şekilde görmek harika bir tecrübe oldu. (Macallan’ın, daha yıllandırmadan bile müthiş içkiler üretebildiğini söyleyebilirim)

Glenfarclas gibi eski tarz bir damıtımevi turu sonrasında Macallan’ı gezmek gerçekten çok ilginç bir deneyim oldu. Her ne kadar Macallan beni çok etkilemiş olsa da, sanırım eski usül damıtımevlerinin benim için yeri ayrı…


Strathisla

Speyside yolculuğumun son durağı Strathisla oldu. Strathisla, Keith’de kaldığım otele yaklaşık 10 dakikalık bir yürüme mesafesindeydi.

Strathisla damıtımevi, dünyanın ve Türkiye’nin en çok satan viskilerinden biri olan Chivas Regal markasının evi olarak kabul ediliyor. Bunun nedeni, Chivas Regal harmanlarının “kalbini” oluşturan Strathisla maltının bu damıtımevinde üretilmesi.

Strathisla damıtımevi, adeta kartpostalı andıran görüntüsüyle İskoçya’nın en güzel damıtımevlerinden biri olarak gösteriliyor.

Strathisla, dış görüntüsüyle olduğu kadar, iç kısmıyla da oldukça beğeni uyandıran bir damıtımevi. İçeri girdiğim anda bende sanki bir dağ evine girmişim hissi uyandırdı. Girişte sizi karşılama masası, ufak bir dükkan ve bar karşılıyor. (Dükkan kısmı oldukça başarılı, çıkışta burada biraz zaman geçirebilirsiniz…)

İlk kurulduğu zamanlar Milton damıtımevi olarak adlandırılan Strathisla’da, üretimin sadece %10’luk kısmı Strathisla etiketi ile şişeleniyor. Üretimin yaklaşık %90 gibi ciddi bir bölümü ise harmanlardaki yerini akmak üzere Chivas Brothers’a gönderiliyor.

1786 yılında kurulan Strathisla, İskoçya”nın halen faal olan en eski damıtımevi olma özelliğini taşıyor.

Strathisla damıtımevindeki turu oldukça keyifli bulduğumu söyleyebilirim. Burada beni en çok şaşırtan şey, dünyanın en popüler markalarından birinin evi olan damıtımevinin bu kadar ufak olması oldu. Öyle ki, damıtımda kullanılan imbiklerden (wash still) birinin neden farklı boyutta olduğunu sorduğumda, rehberimiz bunun nedeninin imbiği başka türlü sığdıramadıkları için olduğunu söyledi…

Strathisla turunda en çok hoşuma giden kısımlardan biri de fıçıların bulunduğu depoya ziyaret kısmı oldu. Burada bir taraftan rehberimizden fıçılarla ilgili detayları öğrenirken, bir taraftan da Strathisla 12’lerimizi yudumladık. Oldukça yumuşak, kremamsı, bol vanilyalı ve meyveli bir viski.

Fıçı deposunda Strathisla fıçılarına ek olarak Scapa, Longmorn ve en önemlisi Mizunara fıçıları da bulunuyordu. Deponun uç kısmında Kraliyet ailesi için ayrılan fıçıların olduğu özel bir bölümün olması da ilginç bir detaydı.

Strathisla turu da diğer damıtımevi turlarında olduğu gibi keyifli bir tadımla bitti. Burada da Chivas Regal’in ekspresyonlarından dikey bir tadım yaptık. Chivas 18 ve Chivas Extra her zaman olduğu gibi favorilerim oldu.


Copper Dog & The Quaich Whisky Bar

Strathisla damıtımevi turu sonrasında otele döndüm. Biraz dinlendikten sonra adını çok fazla duyduğum Copper Dog’a gitmek üzere tekrar yola koyuldum. Yaklaşık 20 dakika süren bir yol sonrası Keith’den Craigellachie kasabasına ulaştım.

Copper Dog, Craigellachie Otelinde bulunan oldukça samimi ve keyifli bir pub. Klasik Pub yemeklerinin en iyi örneklerini yiyebileceğiniz Copper Dog’da zengin bir içki menüsü de bulunuyor. Menüde viskiye ek olarak çok sayıda lokal bira ve kokteyl seçeneği olduğunu da belirteyim.

Pub’ın hemen üst katında da harika bir viski barı bulunuyor, Quaich! Burada dünyanın dört bir yanından aklınıza gelebilecek neredeyse tüm viskileri bulabilirsiniz.

Quaich, zengin viski menüsünün yanında ambiyans olarak da oldukça başarılı bir mekan. Viskinizi alıp uzun süre takılmak için ideal…

Eğer vaktiniz olursa Cooper Dog’a hemen yürüme mesafesinde olan Highland Inn‘e de mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. İnanılmaz bir viski menüsü bulunuyor!


Son Olarak;

Speyside’da yaptığım bu viski turu benim için hem çok keyifli, hem de çok öğretici oldu. Uzun bir yazı oldu ama çok kısaca öne çıkarmak istediğim detayları ve benzer bir tur yapmanız halinde naçizane tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum:

  • Speyside turu için minimum 3 gün ayırmanızı tavsiye ederim. Benimkine benzer bir planla 2 günü de verimli bir şekilde geçirebilirsiniz, fakat 3 gün çok daha rahat olur.
  • Konaklama ve ulaşımı en azından seyahatinizin 3-4 hafta öncesinde planlamanızda fayda var.
  • Speyside Cooperage‘ı ziyaret listenize mutlaka ekleyin. Beni en çok etkileyen yer burası oldu!
  • Gezdiğim damıtımevleri arasında en çok hoşuma giden Glenfarclas oldu. Bir damıtımevi turundan bekleyebileceğini her şeyi sunuyor. Burası için “nizami bir damıtımevi” diyebilirim. 
  • Seyahatinizi planlarken, damıtımevlerinin “Silent Season” dönemlerine dikkat edin. Bu dönemlerde damıtımevleri ziyaretçilere kapalı oluyor.
  • Eğer imkan ve zamanınız var ise Strathisla‘da harmanlama egzersizine ve Macallan‘da da üst taraftaki bara mutlaka göz atın!

Bu yazı ilginizi çektiyse;

İskoç Viskileri Hakkında Her Şey…

A’dan Z’ye Viski Tadım Notlarım…

Bir Yorum Yazın